(21 Eylül 2006 Perşembe akşamı vaaz edilmiş ve Ocak 2007’de Adjamé, Abidjan, Fildişi Sahili’nde yenilenmiştir)
1 Bu akşam kâhinlik üzerine kurallar hakkında vaaz vermek istiyorum, fakat her zamanki gibi öncelikle birkaç konudan bahsetmek istiyorum...
2 Ve gece yarısı kelimesinden bahsetmişken söylemek isterim ki; gece yarısını ve karanlığın ilerleyişinin sonunu belirleyen Mesaj’dır. Gece yarısını işaret eden Mesaj’dır. Bu Mesaj’dan itibaren yeryüzü, gün ışığının yayılmasıyla güne doğru yürümeye başlayacaktır. Karanlığın pulları düşmeye başlıyor. Artık uluslardan bir adam, falan ruhun Kutsal Ruh olmadığını ve falan Kutsal Kitap çevirisinin Kutsal Kitap olmadığını biliyor.
3 Vahiy 18:1’in ve 24 Nisan 1993 vizyonunun belirttiği gibi, bir melek her indiğinde yeryüzü aydınlanır. Bir adam aracılığıyla verdiği Mesaj’ın ışığı yeryüzünü aydınlatır. Amin! Görüyorsunuz değil mi?
4 Mesaj sadece gece yarısı olduğu için verilmedi, gece yarısını işaret eden, yani gecenin ilerleyişine son veren Mesaj’ın kendisidir…
5 Ve şimdi bugünün vaazına başlamak için şunları da söylemek isterim: İşte Alexis Barilier’nin Eylül 2006’da Fildişi Sahili’ne yaptıkları ziyaretten sonra Ewald Frank’a gönderdiği mektuptan bir kesit. Alexis Barilier şöyle diyor: [Y.N.: ALEXİS BARİLİER’NİN MEKTUBUNUN BAŞLANGICI: «… platformdan inip etrafında toplanan kardinallerinin ve piskoposlarının ortasına indiğinde Papa’nın televizyonda yaptığını gördüğüm şeyi, Sen kürsüden inip etrafında toplanan vaizlerin eline dokunarak reverans yapmaya başladığında gözlerimin önünde gördüm…
6 … Eğer Kardeş Branham’ın ve Kardeş Frank’ın aldığımız vaazları bizi uyandıracak olsaydı, çoktan uyanmış olmamız gerekirdi. Kendimi seninle aynı seviyeye koyduğuma dikkat et, çünkü ben de her zaman sadece Kutsal Kitap’tan esinlenmiş Sözler getirmeye çalıştım ve ne benim vaazlarımın ne de seninkilerin bakirelerin uyuyakalmasını engelleyemediğini görmek zorundayız. Göklerdeki Babamız bunu biliyordu ve bu yüzden hazırlanan Ruh’un ve Gelin’in: Gel! diyebileceği son nöbet olan yedinci nöbette değil; tam gece yarısında bakireleri uyandıracak bir Bağırış’tan bahsetti, çünkü bakireler ilerlemeyi bıraktılar...
7 Şimdi soru şu: Kardeş Branham tarafından getirilen Mesaj’ın çağrısına yanıt verdikten sonra, kendimiz de dahil olmak üzere tüm bakirelerin uyuyakaldığının farkında mıyız? Bütün vaazlarımız bakirelerin uyuyakalmasını engelleyemediyse, onları uyandırmaya da muktedir olamayacağının, aksine Rab’bin gece yarısı bir Bağırış ile sadece akıllı bakireleri değil, akılsızları da uyandırmayı vaat ettiğinin farkında mıyız?… Bir Bağırış aynı zamanda bir Mesaj’dır; çünkü Matta 25:6-7’deki gibi bir sevinç ya da keder Mesajı’nı veya bir uyanış ve azarlama çağrısı Mesajı’nı ifade eden bir Bağırış olabilir.
8 Kardeş Branham’a emanet edilen Mesaj, Gelin’i Güvey’in düğünü için hazırlamalıdır. Fakat bakireler uyuyorsa, nasıl hazırlanabilirler, Vahiy 19:7-8’i nasıl yerine getirebilirler ve giyinmeleri için kendilerine verilen kutsalların doğru işleriyle nasıl giyinebilirler? Bugün gerçekten ihtiyacımız olan şey, gece yarısı vaat edilen Bağırış ile uyanmaktır. Rab İsa Mesih’in bakireleri uyandırmak için Ewald Frank veya Alexis Barilier dışında başka birini kullanması mümkün olabilir mi? Evet, kesinlikle!» Y.N.: Alexis Barilier’nin mektubunun sonu].
9 Ve 16 Ekim 2006 tarihli yanıtında Ewald Frank da Matta 25:6’nın gelecekte olduğunu kabul ediyor! Benimle bu kadar savaştıktan ve gece yarısı Bağırışı’nın William Branham’ın Mesajı olduğunu ilan ettikten sonra Branhamcılar ne diyecekler? Görüyorsunuz değil mi?
10 Şimdi Kutsal Kitaplarımızı Vahiy 1:6’dan açalım… Bu Mesaj ilk olarak beni, ardından Rab’be hizmet eden herkesi; vaizleri ve diğerlerini, ve ardından bu Mesaj’a inanan herkesi ilgilendiriyor. Ve bunu Vahiy 1:6’dan çıkardım. Konu: kâhinlik üzerine kurallar. Çok yavaş gideceğim. Ayetler okuyacağız... bunu kavrayabilmeniz gerekir. Bugünün vaazın kesinlikle ilk bölümü olacağını düşünüyorum. Amin! [Y.N.: Topluluk «Amin!» der]. «Bizi bir Krallık kıldı, Babası ve Tanrısı için kâhinler yaptı; sonsuzlara dek O’na yücelik ve güç olsun! Amin.».
11 Güzel! Tanrı her zaman bir başkâhin olmasını istemiştir. Ama aslında, bu başkâhin bir adam aracılığıyla Tanrı’dır. Çünkü biliyoruz ki sürüyü oluşturanlar koyunlardır. Ama bir kuzu, kuzulardan oluşan bir sürüye önderlik edemez. Bu mümkün değildir! Kuzular toplandığında, çoban olmak için bir kuzudan daha fazlası gerekir. Görüyorsunuz değil mi?
12 Ve Kutsal Kitap Rab İsa Mesih’in Tanrı’nın Kuzusu olduğunu söyler ve O doğal bir kuzudan daha fazlasıydı, bir kişiydi. Bakın, kuzuları insanlarla değiştirin. Doğal bir adam insanlara önderlik edemez, onun bir peygamber elçi, yani bir adam aracılığıyla Tanrı olması gerekir. Tıpkı diğerlerine önderlik eden o kuzunun doğal bir kuzu olmadığı gibi. İnsanlar tarafında da olan budur ve ona bu yeteneği veren Tanrı’dır. Ve bu eser o zaman birçok kural ve ilke gerektirir. Görüyorsunuz değil mi?
13 Bu yüzden bu akşam kâhinlik üzerine kurallar konusunu konuşmak istiyorum. Bu akşam buna belirli bir açıdan yaklaşmak istiyorum. Rab’be gelmeden önce, bildiğiniz gibi, ticari faaliyetlerde bulunmuştum ve biraz param vardı. Geldiğimde ve bu Mesaj’ı vaaz ettiğimde, alnımın teriyle kazandığım biraz param, alnımın teriyle edindiğim elbiselerim, ayakkabılarım vardı… Ve ben Rab’de hizmet ederken, alnımın teriyle sahip olduklarıma ek olarak kardeşlerin bana verdikleri de vardı. Fakat belirli bir an geldiğinde Tanrı ayrımı gerçekleştirir, ama her şey O’nundur.
14 Anna Tanrı’dan bir çocuk istediğinde ve Tanrı ona Samuel adında bu çocuğu verdiğinde bir şeyin olduğunu göreceksiniz: Güzel! 1. Samuel 2:18-19’u okuyacağız. [Y.N.: Bir Kardeş okur: …]. Demek ki Samuel’in Rab’bin huzurunda olduğunu ve anne babasının Samuel’i görmek için yıldan yıla yukarı çıktığını anlıyoruz. Dolayısıyla Samuel’in yıldan yıla anne babasının yanına tatile gittiği söylenmiyor, anne babası onun yanına çıkıyordu. 1. Samuel 2:21’i de okuyalım: «Ve Rab Anna’yı ziyaret etti; o da hamile kalıp üç oğul ve iki kız doğurdu … ». Amin!
15 Peki Tanrı bunu neden yaptı? Gelemek istediğim nokta burasıdır. Görüyorsunuz değil mi? Şimdi Levitler 22’den bir bölüm daha okumamızı istiyorum. Levitler 22’de birkaç ayet okuyacağız, ancak bu akşam değinmek istediğim nokta, insandan aldıklarımız ile Tanrı’dan aldıklarımızın birbirinden ayrılmasıdır. Özellikle kâhinlikten ondalıklar, sunular ve kutsal şeyler olan diğer armağanlar olarak aldıklarımızdan bahsetmek istiyorum.
16 Güzel! Levitler 22:4’ü okuyalım: «Harun’un soyundan cüzzamlı veya akıntısı olan hiçbir adam, arınıncaya kadar kutsal şeylerden yemeyecektir… ». Şimdi bu bölüm ne anlama geliyor? Bu bölüm, burada bulunan herkesin kutsal şeylerden, yani ondalık ve sunulardan yeme hakkı olduğu anlamına gelir; ben bu ondalık ve sunuyu düzgün yaşayan bir kardeşe verebilirim. Ve o bunu tüketmeye layıktır.
17 Şimdi bir Kardeş Levitler 22:6-12’yi okuyacak. Çok iyi takip edin, konuşacak olan Kutsal Kitap’ın kendisidir, 10. ayetten başlıyorum: «Yabancı olan hiç kimse kutsal olandan yemeyecektir; kâhinin yanında kalan kişi ve ücretli işçi kutsal olandan yemeyecektir. Fakat eğer kâhin parasıyla bir köle satın almışsa, o köle ve evinde doğan kişi bundan yiyecektir: onlar onun ekmeğinden yiyeceklerdir. Ve kâhinin kızı bir yabancıyla evlenirse, kutsal şeylerin kaldırma sunularından yemeyecektir».
18 Kutsal Kitap burada bir yabancının, yani kendi zamanının yaşayan peygamberine inanmayan hiç kimsenin temiz olanı, yani ondalık ve sunuları yiyemeyeceğini söylüyor. Güzel! Yolculuktan döndüğümde, bir Kız Kardeş’in anneme verilmek üzere bir şey sunduğunu söylemiştim. Bu kötü bir şey değil, doğrudur çünkü Tanrı’ya verilen bir ondalık veya sunu değildir. Fakat bence gerçekte bu para ilk olarak burada, topluluktaki ihtiyaç sahibi bir Kardeş’e veya Kız Kardeş’e gitmeliydi. Görüyorsunuz değil mi? Gerçekte böyledir. Luka 8:19-21’i okuyacağız. [Y.N.: Bir Kardeş okur...]. Görüyorsunuz değil mi? Benim annem ve babam, öncelikle benim öğrencilerimdir!
19 Ve Davut kral olmadan önce takibe uğruyordu. Ve bir yere vardığında kâhinleri buldu ve orada ekmek vardı ama herkes bundan yiyemezdi. Bizim için kirli veya yabancı olan, henüz vaftiz olmamış veya kendi zamanlarının Mesajı’na inanmayan herkesdir. [Y.N.: Topluluk «Amin!» der]. Görüyorsunuz değil mi? Az önce okuduğumuz metinler, bir kâhinin bir putperestle evlenmeye giden kızının bile bundan yeme hakkı olmadığını açıklamaktadır. Görüyorsunuz değil mi?
20 Güzel! Şimdi Tanrı’ya hizmet eden ve sosyal bir faaliyette bulunan bir imanlı veya Kardeş, maaşından ondalık ve sunuyu ayırdıktan sonra geri kalanını anne babasına vermek isterse, bu onun hakkıdır ve bunu yapmakta özgürdür! Kâhin olsun ya da olmasın, fark etmez! İmanlı biriyse de aynıdır…
21 Fakat Tanrı Sözü ile yaşayan biri için bunu yapma hakkı yoktur. Ama yaparsa, bunu Tanrı’nın kötü otların üzerine yağan yağmuru gibi yapar. Görüyorsunuz değil mi? Benim gibi Tanrı Sözü ile yaşayan biri gidip bir arsa satın alamaz veya bina yapamaz ve anne babası Mesaj’a inanmadığı halde gelip orada yaşasınlar diye bina inşa edemez. Görüyorsunuz değil mi? Bu yapılamaz ve bu onun tüm yaşamı içindir. Ve öldüğü gün, anne babasının onun mallarıyla hiçbir ilgisi yoktur. Görüyorsunuz değil mi? Kâhinin kurbanlar, koyunlar sunduğu doğrudur… fakat gerçek kâhinin ilk kurbanı kendisidir.
22 Ve bu Mesaj’ın uygulanmasıyla kurban verenler kutsanır. Kutsal Kitap her yerde bundan bahseder, o kadar çok ayet var ki, biz sadece birkaç ayete değindik. Kutsal Kitap’ın söylediği budur ve Rab İsa Mesih bu şeyleri kaldırmaya gelmedi. Ve bu şeyler o kadar gerçektir ki etrafından dolaşılamaz. Görüyorsunuz değil mi?
23 Ondalık ve sunuyu kötüye kullanan bir pastör, peygamber veya başkası, halkının üzerine lanet çeker. Bir Kardeş’in veya Kız Kardeş’in ibadet dışında ona verdiği şey bile kutsal bir şeydir. Görüyorsunuz değil mi? Anne babaların kendileri de bunu bilirler… ne de olsa Afrika’dayız ve her birimiz büyücülerin bu kurbanı herkesin yiyemeyeceğini söyleyerek kurban kestiklerini gördük. Bunu bir yerlerde duymadıklarını veya görmediklerini söyleyemezler.
24 Ve üstelik reddettikleri veya iblis’e atfettikleri bir ağacın meyvesini nasıl yiyecekler? Büyücünün iblis’ten olduğunu bildiğimde, o büyücünün kurbanını tüketemem. Anneme yardım etmesi gereken kişi annemin papazı veya pastörüdür. Bu kötülük değil, Söz’e itaattir. [Y.N.: Topluluk «Amin!» der]. İşte böyledir Kardeşler! Bizi berekete götüren ve bereketli kılan tüm bu şeylerdir. Bunu söyleyen Kutsal Kitap’tır ve kargaşa içinde çalışmayan Tanrı anne babanıza ihtiyacı olanı verecektir… Fakat onlara bir şey verecek olursam, bu Tanrı’nın kötü otların üzerine yağan yağmurudur ya da bana yaptıkları iyiliğin karşılığıdır.
25 İlyas Elişa’yı çağırdığında, Elişa kendisine yapılan tüm iyiliği bilerek gidip orada bir sığır kurbanı sundu. Orada kurban olan kendisiydi. O günden itibaren bir ayrım olmalıdır. Kâhinin içki içmeyeceğini, şöyle veya böyle bir kadın almayacağını duydunuz ama Ruh şimdi ne yapması gerektiğini söylüyor ve bu, hizmeti ne olursa olsun kendini Tanrı’ya adayan herkes için geçerlidir. Görüyorsunuz değil mi?
26 Ondalık ve sunular, düzgün yaşayan Mesaj Kardeşi veya Kız Kardeşi olmayan hiç kimsenin tüketemeyeceği kutsal şeylerdir. Bir zorunluluk varsa, bu bir yabancıya veya ihtiyaç sahibi bir Kardeş’e yapıldığı gibi özel bir toplama konusu olacaktır.
27 İbadetteyken bir putperest gelip: «Bana yardım edin! Evimdekilerle birlikte bütün gün yemek yemedim!» derse, onun için özel bir toplama yaparız! Ailesi için bir acil durum veya başka bir şey varsa kâhinin isteyeceği şey budur. Fakat bunu yapmak için ondalık veya sunuyu alırsa, bu bir günahtır! Kâhinin ekmeği huzur ekmeğidir. Yabancılar bundan yiyemezler.
28 Şimdi bir akrabadan, arkadaştan veya tanıdıktan aldığınız armağandan ondalık ayırabilirsiniz; ancak bir Kardeş’in size verdiği bir armağandan ondalık ayırmazsınız, çünkü bunu size veren bir Kardeş’tir ve onun ondalığı zaten ayırdığı kabul edilir.
29 Bir Kardeş’in başka bir Kardeş’ten aldığı şeyi anne babasıyla paylaşması mümkündür, ancak bir kâhindendik aldığı şey için durum böyle değildir. Fakat bu kâhinin karısına gelince, başka hiçbir işle uğraşmasa bile, elindekini anne babasına verebilir çünkü bunu bir kâhin olarak değil, kâhinin hizmetkârı olarak alır.
30 Kutsal Kitap ne der? «Çünkü buyruk üzerine buyruk, buyruk üzerine buyruk; kural üzerine kural, kural üzerine kural; biraz burada, biraz orada.... kekemelik eden dudaklarla ve yabancı bir dille bu halka konuşacak». [Y.N.: Topluluk «Amin!» der].
31 Şimdi çok önemli bir şey söylemek istiyorum! Bu Mesaj’a inanıyorsa, hiç kimsenin iblis’e adanmış kurbanları yeme hakkı yoktur. Görüyorsunuz değil mi? Birinin herhangi bir kilisenin: Protestan, Müjdeci veya Branhamcı pastörü olduğunu ya da papaz olduğunu ve kâhinliğinden geçindiğini biliyorsanız, ondan para alma veya onun evinde yemek yeme hakkınız yoktur! Kurban olarak sunulan siyah bir tekeyi veya beyaz bir tavuğu yiyemeyeceğinizi düşünüyorsanız, Katolik, Protestan, Müjdeci veya Branhamcı bir papazın veya pastörün evinde yemek yememelisiniz.
32 Biriyle hesaplaşmak için kürsüyü kullandığını kabul eden vaiz, en az sekiz ay boyunca kürsüye yaklaşamaz. Topluluk bir mahkeme değildir ve kilise sıraları sanık sandalyesi değildir…
33 Kâhinlik ilkeleri üzerine bu vaazı bitirirken, bir gün okulların benim adımı taşımasını, vakıfların benim adımı taşımasını istemediğimi söylemek isterim… Hiçbir okul, hiçbir vakıf, hiçbir şey benim adımı taşımasın. Ruhum burada zayıflarla birlikte iyi hissediyor. Ben sadelik içinde doğdum ve ruhum sadelik içinde dinlenmeye gidecek.
34 Gece Yarısı Bağırışı kitabının herkes için ücretsiz olmasına karar verdim ve sonsuza kadar böyle kalmasını sağlayacağım! İster fakir ister zengin için olsun, sonsuza dek ücretsiz olacaktır! Ve Tanrı sizi kutsasın!
35 Ve eğer bir topluluğun imanlıları çobanlarının yetersizliğini veya Söz’e göre saptığını görürlerse, o topluluğun ihtiyarları başka bir topluluğun çobanına değil, elçilerden birine haber verirler; bu elçiler ister çobanı dinlesin ister dinlemesin, onun durumu hakkında karar verebilirler ve o da bunu kabul etmekle yükümlüdür.
36 Fakat yerleşik bir toplulukta çoban, ihtiyarlar, düzen hizmeti için görevliler (diyakonlar), vezne/hazine için yöneticiler ve benzerleri vardır… Ve tüm bunlar sadece çoban tarafından atanır, ancak görevden alınmaları çoban tarafından teklif edilmeli ve topluluk tarafından kararlaştırılmalıdır. Bir toplulukta her zaman iki veya daha fazla yönetici olmalıdır. Ve bir çoban veya vaiz bir yönetici olamaz.
37 Ve bilin ki bir toplulukta bir görevi olan herkes ihtiyardır. Dolayısıyla vaizler, ilahiciler, görevliler (diyakonlar), yöneticiler ve çobanın atadığı kişiler ihtiyardır. İhtiyarların bir sözcüsü olmalıdır. Görevli ve yönetici sayısı en az iki olmalı ve topluluğun büyüklüğüne göre belirlenmelidir. Bir toplulukta müzik grubu, gençlik grubu, etnik grup ve benzeri şeylerin olmasını istemiyorum… Rab İsa Mesih’in Kilisesi’nde bu tür şeyler istemiyorum. [Dipnot: Cemaat şöyle der: « Amin! »].
38 Ayrıca, her topluluk diğer tüm topluluklara karşı her alanda tamamen özerktir. Ancak bir topluluk başka bir topluluktan yardım isteyebilir. [Dipnot: Cemaat şöyle der: « Amin! »].
39 İbadetin akışına gelince… İbadetin başında lider gelir… Sonra toplu dua, ardından topluluk önünde günah itirafı. Sonra övgüden önce Mesaj’dan bir bölüm okunabilir ve kısaca yorumlanabilir. Böylece toplu günah itirafı, dualar ve tanıklıklardan sonra tapınma, ardından övgü ve vaaza geçilir.
40 Elçi peygamberin yokluğunda, Tanrı’nın isteğini bilmek için, dört hizmet, çobanlar ve Ruh’un armağanlarına ve görümlere sahip olanlar, tanınmış hizmetlerin önderliğinde zaman zaman çekilme, oruç ve dua zamanlarında bir araya gelebilirler.
41 Ve eğer bir topluluk Rab’bin Sofrası’nı alarak veya almayarak bir dua gecesi düzenlemek isterse, bunu yapabilir ve diğer topluluklardaki yapabilen herkes gelecektir ve gelecek yıldan itibaren yapmamızı istediğim şey budur. [Dipnot: Cemaat şöyle der: « Amin! »].
42 Tanrı sizi kutsasın! Şimdi, neden Söz’ün sadece dört hizmeti olduğunu söyledim? Bu yeni bir vahiydir ve yeni bir vahyin Tanrı halkı için çok daha fazla ışığa ihtiyacı vardır. Bunu bir yerde ne gördüm ne de duydum, fakat iki gün önce aldım. Yani üç gün önce bunu böyle bilmiyordum ve bu konuda kendime hiç soru sormamıştım, her zaman böyledir.
43 Eğer insan sadece Tanrı’nın yerini tanıyabilse ve Sözü’nü yorumlamayı O’na bırakabilseydi, yeryüzünde hiçbir tartışma ve hiçbir sahte öğreti olmazdı. Gerçek asla Söz üzerine bir münakaşadan veya tartışmadan çıkamaz, fakat Tanrı’dan gelen gerçek her zaman ruhsal vahiy yoluyla gelir. Ve Rab İsa Mesih Kilisesi’ni ruhsal vahiy üzerine kuracağını söylemiştir. [Dipnot: Cemaat şöyle der: « Amin! »].
44 Petrus: ‘’Sen Mesih’sin, yaşayan Tanrı’nın Oğlusun’’ dediğinde, O şöyle dedi: Bunu sana et ve kan açıklamadı, aksine Göklerdeki Babam sana açıkladı. Ve bu ruhsal vahiy üzerine Kilisem’i kuracağım.
45 Ve bir kuşakta, Tanrı Kutsal Sözü’nün tek yorumcusudur; bunu o kuşağın yaşayan elçi peygamberi aracılığıyla yapar. [Dipnot: Cemaat şöyle der: « Amin! »].
46 Pekala! Bu insanlarla anlaşmazlığa düşmek veya yeni bir öğreti çıkarmak için değil, fakat gerçekte Söz’ün beş hizmeti yok, dördü vardır. Aralarından birine yetki veren ve onu canlara göz kulak olması için çoban kılan sadece dört hizmet vardır ve canlarla ilgilenme yeteneğine de sahip olan bu çobana pastör denir; aksi takdirde hepsi çobandır. Görüyorsunuz ya?
47 Elçiler müjdeleme, toplama, otlatma yeteneğine sahiptirler… dolayısıyla onlar müjdecidirler ve çoban olabilirler. Peygamberlere gelince, onların mesajları Mesaj doğrultusunda sırları açığa çıkarma eğiliminde olan vaizlerdir. Öğretmenler Kutsal Kitap veya doğa aracılığıyla Mesaj’ın derinliğini ve gerçekliğini göstereceklerdir. Müjdecinin kaygısı Mesaj’ın yayılmasıdır ve yaptığı da budur. Görüyorsunuz ya? Peki Söz’de çobana nasıl bir yer vereceksiniz? Hiçbir yer! Yoktur! Çoban doğrudan Söz’e bağlı değildir, fakat bu bir çobanlık, canları gözetme görevidir. [Dipnot: Cemaat şöyle der: « Amin! »].
48 Fakat çobanın kendisi kesinlikle Söz’ün dört ana hizmetinden biridir ve dördünün kazandığı canların muhafazasına sahiptir. Böylece bir çoban ya elçi, ya kilise peygamberi, ya müjdeci ya da öğretmendir. Ve genellikle bu konumda olmaya en uygun kişi, sevgili Akobé Kardeşimizin yaptığı gibi teşvik armağanına sahip bir öğretmendir. Siz dersiniz ki: « Philippe Kardeş, Söz’ün beş hizmeti vardır! ». Hayır Kardeşler, çobanlık görevliler (diyakonlar) ve ihtiyarlar gibi bir topluluktaki basit bir görevdir. Kendi hizmeti olan elçi, öğretmen, müjdeci veya peygamberliğin yanı sıra canları ziyaret eder ve sorunları çözer. Görüyorsunuz ya?
49 Yaratılış’taki Yaşam Ağacı’nın yolunu tutan dört kerubim Söz’ün dört hizmetidir. Jüpiter’in etrafında dönen dört uydu Söz’ün dört hizmetidir. Ve Jüpiter, elçi peygamber olan kartalla simgelenir. Antlaşma Sandığı’nın yasa levhalarını koruyan dört boynuzu, yasayı koruyan Söz’ün dört hizmetidir.
50 Matta, Markos, Luka ve Yuhanna olan dört Müjde, Söz’ün dört hizmetidir. Görüyorsunuz ya? Hezekiel’deki ve Eski Antlaşma’nın geri kalanındaki dört yaratık, Vahiy 4:7’deki dört yaratık, dört kerubim gibi Söz’ü koruyan dört hizmettir.
51 Söz’ün dört hizmeti vardır, beş hizmet değil. Yaratılış 2:10’daki ırmağın dört kolu bile Söz’ün dört hizmetidir. [Dipnot: Cemaat şöyle der: « Amin! »]. Bir kilise bir köy muhtarı gibi değil, Söz’ün dört hizmetinden biri tarafından yönetilmelidir ve gerçek bir Kilise bu dört hizmete ihtiyaç duyar.
52 Eğer tek bir hizmet tarafından yönetilen bir kilseniz, bu kalsiyum dolu bir insan gibidir. Kalsiyumla dolusunuz, hastasınız demektir. Görüyorsunuz ya? Fakat dört hizmete ihtiyacınız vardır ve ancak o zaman dengeli bir kilseniz. [Dipnot: Cemaat şöyle der: « Amin! »].
53 Dolayısıyla Söz’ün çoban adında bir hizmeti yoktur. Çobanlık sadece diyakon ve ihtiyar gibi topluluktaki bir görevdir. Bir öğretmen çoban olabilir, bir müjdeci çoban olabilir, bir kilise peygamberi çoban olabilir, Petrus’un olduğu gibi bir elçi çoban olabilir ve görüyorsunuz ki bu sadece Rab’bin kendisine tevdi ettiği bir görevdi. Ve anlayabilen anlasın! Benzer bölümler: Kc. 45 ve Kc. 46